Asya Hun Devleti


Tarih bilgilerimize göre Orta Asya’da kurulan ilk Türk devleti Büyük Hun Devleti’dir. Hunlar’ın bilinen ilk hükümdarı Teoman’dır. Hunlar Ötüken’i merkez yaptılar, özellikle Çinlilerle mücadele etmişlerdir. Türklerin saldırıları karşısında Çin’liler günümüze kadar kalan ünlü Çin Seddi‘ni yapmışlardır.

Çin Seddi ‘nin 2200 km uzunluğunda olması bize Türk saldırılarının çok fazla olduğunu ve Çinlileri çok rahatsız ettiğini göstermektedir.

Teoman’dan sonra yerine büyük oğlu Mete geçti ( M.Ö. 209 ). Mete Han güçlü bir Ordu kurup, Asya‘daki bütün Türk boylarını Hun yönetimi altında topladı ve Çinlilerle savaştı. Mete Han’ın ölümünden sonra Hunlar bir süre daha Asya’daki güçlerini korudular. Türk beyleri ile evlenen Çin Prensleri beyleri birbirine düşürdüler. Çinliler Türkleri savaş yoluyla yenemeyeceklerini anlamışlardı. Bu nedenle “Böl ve Yönet “ uygulamasıyla Hun Devleti’ni yıkmayı başardılar. Parçalanan Hun Devleti önce Kuzey ve Güney Hunlar olarak M. S. 48 yılında ikiye ayrıldı. Çinliler bundan sonra önce Kuzey Hun Devleti’nin daha sonra da Güney Hun Devleti’nin varlığına son verdiler ( M. S. 3. Yüzyıl )

 

Asya Hun Devleti Hakkında Diğer Bilgiler

Büyük Hun İmparatorluğu, M. Ö. 220 yılında Türkler tarafından kurulan ilk imparatorluktur. Hunlar günümüzün Moğolistan bölgesinde; Çin’in kuzeybatısında yaşamlarını sürdürmekteydiler. Bilinen ilk imparatorları Tuman (Teoman )’dır . En büyük imparatorları Mete Han ‘dır . Çinliler önüne geçemedikleri Hun Türklerinin saldırıları ardından “Büyük Çin Duvarı” (Çin Seddi) ‘ni inşa etmek zorunda kalmıştır. ( M. Ö. 214 ) Bu yapı günümüzde halen bir dünya harikası olarak kabul edilmektedir. Ming Hanedanı döneminde de yenilenen büyük duvarın birçok kısmı sağlamlığı ile günümüzde hala ayakta kalmıştır.

Asya Hun Devletinde Veraset Sistemi Nasıldı?

Hun devleti veraset sistemi ile yönetiliyordu. Türklerde Devlet hükümdar ailesinin ortak malı sayılırdı. Ve ülke hükümdarın sağlığında oğulları arasında paylaştırılırdı. Her prensin ( TEKİN ) hükümdar olma hakkı vardı.

Bozkırların İmparatorluğu

Bilinen ilk Türk devletlerinden biridir. Kuruluşu hakkında kesin bilgiler yoktur. M. Ö. 220 yılında Teoman tarafından kurulduğu kabul edilir. Teoman’dan sonra devleti büyük bir imparatorluk haline getiren Mete Han ( Mo-dun )’dır. Türk ve Moğol boylarını bir çatı altında toplayan Mete, İpek yoluna egemen olmak için Çin ile savaşmıştır. M. Ö. 200 yıllarında Çin’i yenilgiye uğratarak vergiye bağlamıştır. M. Ö. 187 yılında Çin İmparatorluk ordusunu ki başında Ka-o-ti bulunmaktadır, Pa-i-Teng seferinde 10 bin kişilik disiplinli ve düzenli ordusuyla yenilgiye uğratmıştır. Bu Çin ordusunun sayısının bazı kaynaklarda 200 bin olduğu yazmaktadır. Mete Han devrinde Sibirya, Çin Denizi, Hazar Denizi arasında kalan tüm topraklara hâkim olunmuştur.

Mete’nin Çin’i topraklarına bağlamayıp, Vergi almak suretiyle yönetmesi sebebi, Çin yerleşik hayatı ve siyasi etkisinden uzak durma olarak yorumlanır. Bunun yanında Çin’in kalabalık nüfusu altında Türklük özelliklerini kaybetmek istememiştir.

Mete’nin ölümünden sonra bir süre daha gücünü koruyan devlet, Çinli prenseslerle Evlenme geleneği ile Çinli prenseslerin casusluk faaliyetleri, Türk boyları arasındaki iktidar kavgaları, Çin’in İpek Yolu üzerinde gittikçe siyasi nüfuzunu arttırması gibi nedenlerle M. Ö. 46 yılında Hunlar Doğu Hunları ve Batı Hunları olmak üzere ikiye ayrıldı. Bu ikiye ayrılışın nedenlerinden birisi de Büyük Hun Devleti’nin başında bulunan Ho-han-ye’nin ekonomik sıkıntıları da neden göstererek Çin hâkimiyetine girmek istemesidir ki, bu düşünceyi kardeşi Çiçi, “atalarına saygısızlık” olarak kabul edip esaret altına girmeyi reddetmiştir.

Batı Hunları Çiçi yönetiminde Talas’ın batısına egemen oldular. Akhun’ların ve Avrupa Hunlarının kurulmasında etkin rol oynadılar. Batı Hunları’nın başında bulunan Çiçi’nin Çin’e karşı verdiği mücadelede kısa bir süre sonra başarısız olduğu görülmüştür. Zira Çiçi, Çin ile mücadelede eski Türk savaş taktiklerini bırakarak bir şehir kurup burayı Kale haline getirerek savunma savaşı yapmayı yeğlemiştir. Bu kendisinin birinci hatasıdır. Yenilgisinde etkili olan diğer hata ise emri altında bulunan askerlere çok sert davranmasıdır.

Doğu Hunları Ho-Han-ye yönetiminde Talas’ın doğusunda M.S. 48 yılına kadar hüküm sürdü. Çin’in siyasi hareketleri sonucu, M.S. 48 yılında Güney ve Kuzey Hunları olmak üzere ikiye ayrıldı. Kuzey hunları hakan Pi yönetiminde Moğol ve Sibirya stepleri çevresinde 156 yılına kadar devam etti. Güney Hunları Panhu yönetiminde Uygur havzasında ve Çine yakın bölgelerde 216 yılına kadar devam etti.

Doğu Hunlarının kuzey ve güney olarak ikiye ayrılmasının sebebi; Panhu yönetimindeki Türkler’in Çin’in siyasi üstünlüğünü kabul etmesine rağmen, yeğeni Pi yönetimindeki kuzey Türklerin’in Çin üstünlüğünü kabul etmeyişidir.

Güney Hunlarının yıkılması sonunda Çin siyasi egemenliği çerçevesinde Çin ülkesine tampon maksatlı birçok küçük Hun devleti kurulmuştur. Bu Hun devletleri Göktürk siyasi üstünlüğüne kadar devam etmiştir.

Asya Hun Devleti Egemenlik Alanı

Orta Asya steplerindeki tüm Türk boyları, Moğol kabileleri, Moğol Tatarları, Tunguzlar, Yüeçiler ( Kuşhanlar ), Çin Hanedanlığı, İpek Yolu. Kapladığı alan: Kuzeyde Sibirya; güneyde Tibet, Keşmir; doğuda Büyük Okyanus; batıda Hazar Denizi ( 18.000.000 km2 ).

Çiçi’nin Çin kayıtlarındaki sözleri

Çin elçisinin Çiçi ile ilgili düştüğü bir kayıt şöyledir: ”Boyun eğmeyeceğiz. Zira öteden beri Türkler kuvveti takdir eder, tabi olmayı hakir görürler. Savaşçı süvari hayatımız sayesinde adı yabancıları titreten bir millet olduk. Biz ölsek de, kahramanlığımızın şöhreti kalacak çocuklarımız ve torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır. ”

Asya Hun Devletinde Devlet Yönetimi

Hun devleti başında bulunan kişi ” tan-hu” ya da “şen-yu” olarak anılıyordu. Tanhu sözcüğü bir ünvan olarak ” sonsuz genişlik” anlamına gelmektedir. Hükümdarlık da kut anlayışı egemendi. Hükümdarlığın tanrıdan geçtiği görüşü vardı. Ülke, töre hükümlerine göre yönetilirdi. Şenyunun görevi, ülkede dirliği sağlamak, adaleti gerçekleştirmek, orduya komuta etmek, meclisi yönetmek olarak sıralanabilir. Hükümdarlık babadan oğula geçmektedir. Ülke oğullar arasında doğu, batı, merkez olarak miras bırakılmaktadır. Türk devleti hükümdarı eşine “ka-tun” (hatun ) denirdi. Yönetimde söz sahibiydi. Büyük Hun Devleti’nde üç meclis bulunuyordu.

* 1. Meclis: Dini nitelikte konular tartışılır. Yılın ilk aylarında toplanırdı.
* 2. Meclis: Haziran ayında toplanır ve devlet işleri görüşülürdü.
* 3. Meclis: Sonbaharda toplanılır ve askeri işler görüşülürdü.

Devamlı devleti yöneten ” seçkinler meclisi” vardı. Bu meclise ” ayukı” denilmekteydi.

Asya Hun Devletinde Ordu

* a. Hun ordusu ücretli değildi.
* b. Hun ordusunda kadın-erkek asker sayılır, her an savaşa hazır bulunurdu. ( ordu-millet anlayışı )
* c. Hun ordusunun temeli atlı askerlere dayanırdı.
* d. Ordu tümen sistemine göre teşkilatlanmıştır. ( 10.000 kişi )
* e. Kullanılan araçlar: ok ve yaydı. Yakın dövüşte Kılıç, Kargı kullanılırdı.
* f. Savaş stratejisi; keşif seferleri ve yıpratma savaşları olarak ikiye ayrılıyordu.
* g. Sahte geri çekilme ve Turan taktiği teknikleri kullanıldığı Çin kayıtlarından öğrenilmektedir.

Asya Hun Devleti ve Büyük Hunların Türk ve Dünya Tarihine katkıları

* Ordu örgütlenmesinde 10′luk sistem Mete döneminde oluşturulmuş ve günümüze kadar gelmiştir. Batı uygarlıkları bu sistemi Türkler’den almıştır.
* Hun akınlarına karşı Tarihi Çin seddi yapılmıştır.
* Kavimler Göçünün başlamasında Hun devletinin yıkılışı ilk etkendir.
* Diğer Türk devletlerine intikal eden olumsuz miras ise parçalanma ve iktidar için mücadele eden Türk boyları genetiğidir.

Asya Hun Devletinin Coğrafi Konumu, Sınırları ve Komşuları

Asya Hun Devletinin coğrafi sınırları ve komşuları bugünkü Çin ve Moğolistan toprakları üzerinde yer almaktadır. Güneyde bugünkü Çin, Tibet ve kuzeyde ise Moğolistan yer almaktadır. Moğolistan bilindiği gibi, denize ya da sulara tamamen kapalı bir ülkedir bugün. Tarihte ise Osmanlı zamanında bilindiği gibi Anadolu’ya kadar ilerlemişlerdir.

M.Ö. 3. Yüzyıldan itibaren batıda Kafkaslara kadar çok geniş imparatorluk topraklarına sahiptiler. Güney Sibirya batı Mançurya ve iç Moğolistan ile Gansu ve Xinjiang gibi Çin eyaletlerine kadar yayıldılar. Xiongnu kavminin yaşam biçimine baktığımızda göçebe hayatı özelliğini taşıyan eski Türklere tıpatıp uymaktadır.

Asya Hun Devleti Ekonomisi

Asya Hun Devletinin ekonomisiyle ilgili elde fazla bilgi olmamakla birlikte, Kuzey Hun Bölgesinin Güney Hun Devletine göre çok daha güçlü olduğu bilinmektedir. Güney Hun Devleti, ekonomide hemen hemen tümüyle Kuzeye bağlı bulunmaktaydı. Ekonomi ise göçebe toplumlardaki ekonomik temele dayanmaktaydı. Göçebe toplumların en büyük karakteri tek bir yerde barınılmaması mevsimsel değişikliklere göre yer değiştirmedir. Ekonominin hemen hemen tümüyle hayvancılık ve buna bağlı tarıma bağlı olduğu söylenebilir. Hayvancılık küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere iki şekilde yapılmaktaydı. Hayvancılığın egemen olduğu yerlerde yetiştirilen tarım ürünlerinin Asya Hun Devletinde de egemen olduğunu tahmin etmek mümkün.

Asya Hun Devleti İklimi

Asya Hun Devletinin iklimsel özelliklerine bakıldığında karasal iklimin ağırlıkta olduğunu görebiliriz. Özellikle Güney Doğu Anadolu bölgemize benzer bir iklimsel yapının hâkim olduğu söylenebilir. Göçebeliğin ana nedeni hayvanların belli mevsimlerde daha rahat beslenebileceği ovalara, meralara götürülmesi gereğidir. Dağlık bölgeler ve ovaların farklı mevsimlerde getirdiği avantaj ve dezavantajların en uygun şekilde kullanılmaya çalışıldığını söyleyebiliriz. Yerleşik bir hayatın olmadığı toplumlarda en yaygın görülen barınma usulü olan çadır kültürünün hâkim olduğunu görmekteyiz.

Asya Hun Devleti Kültürü

Asya Hun Devletinde Göçebe kültürü ( nomadic culture ) egemendir. Göçebe Kültüründe topluluklar çöllük ya da kış koşullarının ağır olduğu bir yerden diğerine sürekli göç ederler. 3 farklı türde göçebelik kültürü hâkimdir. Avcı temelli göçebelik, çiftçilik ve karma. Avcı temelli göçebelikte yaşam ve hayvanların yetiştirilmesinde gerekli bitkiler ve yiyecekler direk doğadan elde edilir. Örneğin, koyunların otlatılması sırasında dolaysız olarak doğal kaynaklar ( çimenlik meralar, dağ etekleri vs ) kullanılır. Göçebelikte at en önemli unsurlardandır. At hem göç esnasında taşıma hem de avlanma vs amaçlı kullanılmaktadır. O zamanki koşullarda en önemli savaş araçlarının başında gelir. İkinci türde göçebe toplumlarında çiftçilik hâkimdir. Yani doğadan direk temin etme yerine hayvanların ve ailenin yiyecekleri ekilerek üretilerek temin edilir. Kuzey ve Güney Hun Devleti arasında karşılaştırma yapıldığında Güneyin Kuzeye bağlılığından yola çıkarak Kuzeyin daha gelişmiş göçebe kültürünü taşıdığını söylemek mümkün olabilir. Çiftçilik kültürüne sahip toplumlar göç sırasında ürünleri de taşıma durumundadırlar. Üçüncü türde ise daha gelişmiş bir kültür hâkim olup bugünkü yerleşik hayata geçiş sürecini barındırır.

 

 

Reklamlar

Oğuzlar / Türkmenler

Soyumuz, Oğuz Han‘dan gelmektedir. Atamız Oğuz Han‘ın “Gün Han, Ay Han, Yıldız Han, Gök Han, Dağ Han, Deniz Han” adlarında 6 (altı) tane oğlu vardır. Oğuz Han’ın her oğlunun da dört tane oğlu vardır. İşte Atamız Oğuz Han’ın altı oğlundan olan 24 tane torunu, bugünkü “24 Oğuz Boyu“nu meydana getirmiştir. Bütün dünyaya yayılan Oğuzlar, bu 24 boya dayanmaktadır.

Boz-Oklar: Dış Oğuzlar da denip, Sağ kolu teşkil ederler.

 

1. Gün-Alp/Gün-Han: Sembolü şâhin. Oğulları:

 

a) Kayıg/Kayı-Han: “Sağlam, berk” anlamındadır. Üç kıta ve yedi denize altı yüz yıldan fazla hâkim olan Osmanlı sülâlesi bu boydandır. Kayı Boyundan Ertuğrul Gâzi ve her biri birer müstesnâ şahsiyete sâhip, çoğu dâhî, cihangir, kumandan, şâir ve sanatkâr olan Osmanlı sultanları, Kayı Han neslinin kıymetini göstermeye kâfidir.

 

b) Bayat: “Devletli, nîmeti bol” anlamındadır. Maraş ve çevresine hâkim olan Dulkadiroğulları, İran’da Kaçarlar, Horasan’da Kara Bayatlar, Maku ve Doğubeyazıt hanları, Kerkük Türkmenlerinin çoğu, bu boydandır. Dede Korkut kitabını 1480’de Hicaz’da yazan Tebrizli Hasan ve meşhûr şâir Fuzûlî bu boydandır.

 

c) Alka-Bölük/Alka-Evli: “Nereye varsa başarı gösterir” anlamındadır. Türkiye ve Âzerbaycan’daki Alaca, Alacalılar adı taşıyan yerler bu boyun hatırasıdır.

 

d) Kara-Bölük/Kara-Evli: “Kara otağlı (çadırlı)” anlamındadır. Karalar ve karalı gibi coğrafî yer adları bunlardan kalmadır.

 

2. Ay-Alp/Ay-Han: Sembolü kartal. Oğulları:

 

a) Yazgur/Yazır: “Çok ülkeye hâkim” anlamındadır. Ab-Yabgu devrindeki Yenibent Yabguları, Batı Türkistan’daki Cend Emirleri, Kara-Daş denilen Horasan Yazırları, Ahıska’dan aşağı Kür boyundaki Azgur-Et (Azgur Yurdu) Kalesi, Kürmanç Kürtlerinin Azan Boyu, Toroslardaki Gündüzoğulları Hanedanı bu boydandır.

 

b) Tokar/Töker/Döğer: “Dürüp toplar” anlamındadır. Yenikentli Vezir Ayıdur, Harput-Diyarbakır-Mardin hâkimleri, Artuklular, Sincar-Siverek, Suruç arasında hâkim eski Caber Beyleri, Memluklar devrinde Halep Döğeriyle Hama Döğerleri, bugünkü Mardin-Urfa arasında yirmi dört oymaklı Kürt Döğerleri, Hazar Denizi doğusundaki Saka Boyu Takharlar; Şavşat’taki Ören kale, To-Kharis ve Malatya’nın Tokharis bucağı, Dağıstan’daki Digor ve Kars ve Arpaçay sağındaki Digor kazası bu boydan hatıradır.

 

c) Totırka/Dodurga/Dödürge: “Ülke almak ve hanlık yapmak” anlamındadır. Sivas doğusundaki Tödürgeler bu boydandır.

 

d) Yaparlı: “Misk kokulu” anlamındadır. Zaza Çarekliler ve misk ticareti yapan Yaparı Oymağı bu boydandır. Yaparı Oymağının Akkoyunlu ve Giraylı camilerinin mihrap duvar harcına bu güzel ıtriyattan kattıklarından hâlâ hoş kokmaktadır. Diyarbakır ve Kırım’da hatıraları vardır.

 

3. Yıldız-Alp/Yıldız Han: Sembolü tavşancıl. Oğulları:

 

a) Avşar/Afşar: “Çevik ve vahşî hayvan avına hevesli” anlamındadır. Hazistan Beyleri, Konya’daki Karamanoğulları, İran’daki Avşarlı Nâdir Şah ve hanedanı, Ürmiye ve Horasan Afşarları bu boydandır.

 

b) Kızık: “Yasakta pek ciddi ve kuvvetli” anlamındadır. Gaziantep, Halep ve Ankara çevresindeki Kızıklar, Doğu Gürcistan’da ve Şirvan batısındaki ovaya Kızık adını verenler bu boydandır.

 

c) Beğdili: “Ulular gibi aziz” anlamındadır. Harezmşahlar, Bozok/Yozgat-Raka/Halep çevresindeki Beğdililer, Kürmanç Badılları bu boydandır.

 

d) Karkın/Kargın: “Taşkın ve doyurucu” anlamındadır. Akkoyunlu-Dulkadiroğlu ve Halep-Hatay bölgesindeki Kargunlar, Doğu Anadolu ve Âzerbaycan’daki ilkbaharda eriyen karların suları ile kopan sel ve su kabarmasına da Kargın/Korkhun denilmesi bu boyun adındandır.

 

Üç-Oklar: İç Oğuzlar da denilip, sol kolu teşkil ederler.

 

1. Gök-Alp/Gök Han: Sembolü sungur. Oğulları:

 

a) Bayundur/Bayındır: “Her zaman nîmetle dolu yer” anlamındadır. Akkoyunlular sülâlesi, İzmir’den Âzerbaycan’daki Gence’ye kadar Bayındır adlı yerler bu boydan gelir.

 

b) Beçene/Beçenek/Peçenek: “İyi çalışkan, gayretli” anlamındadır. Karadeniz kuzeyi ile Balkan Yarımadasına göçen ve 1071 Malazgirt ile 1176 Miryokefalon Meydan Muhârebelerinde Bizanslılardan ayrılarak Selçuklular safına geçen Peçenekler, Dicle Kürmançlarının iki ana kolundan güneydeki Beçene Kolu, Ankara-Çukurova Halep bölgelerindeki Türkmen oymaklarından Peçenekler bu boydandır.

 

c) Çavuldur/Çavındır: “Ünlü, şerefli, cavlı” anlamındadır. Türkmenistan’da Mangışlak Çavuldurları, Çorum çevresindeki Çavuldur ve Anadolu’daki Çavdar Türkmen oymakları, Erzurum ve çevresindeki Çoğundur adlı köyler bu boyun adından gelmektedir.

 

d) Çepni: “Düşmanı nerede görse savaşıp hemen çarpan, vuran ve hızlı savaşan” anlamındadır. Rize-Sinop arasındaki çok usta demirci Çepniler ve Çebiler, Kırşehir, Manisa-Balıkesir çevresindeki ve Kars ile Van bölgelerinde Türkmen Oymağı Çepniler bulunmaktadır.

 

2. Dağ-Alp/Dağ Han: Sembolü uçkuş. Oğulları:

 

a) Salgur/Salur: “Vardığı yerde kılıç ve çomağı ile iş görür” anlamındadır. Kars ve Erzurum hâkimi Salur Kazan Han Sülâlesi, Sivas-Kayseri hükümdarı âlim ve şair Kadı Burhâneddin Ahmed ve Devleti, Fars Atabegleri, Salgurlular, Horasan’daki Teke-Yomurt ve Sarık adlı Türkmenlerin çoğu bu boydandır.

 

b) Eymür/Imır/İmir: “Pek iyi ve zengin” anlamındadır. Akkoyunlu, Dulkadirli ve Halep Türkmenleri içindeki Eymürlü/İmirlü oymakları, Çıldır ve Tiflis’teki iyi halıcı ve keçeci Terekeme Oymağı bu boydandır.

 

c) Ala-Yontlup/Ala-Yundlu: “Alaca atlı, hayvanları iyi” anlamındadır. Yonca kelimesi bu boyun hatırasıdır.

 

d) Yüregir/Üregir: “Daima iyi iş ve düzen kurucu” anlamındadır. Orta Toros ve Çukurova Üç-Oklu Türkmenlerinin çoğu, Adana’daki Ramazanoğulları bu boydandır.

 

3. Deniz Alp/Deniz Han: Sembolü çakır. Oğulları:

 

a) Iğdır/Yiğdir/İğdir: “Yiğitlik, büyüklük” anlamındadır. İçel’in Bozdoğanlı Oymağı, Anadolu’da yüzlerce yer adı bırakan İğdirler, İran’da büyük Kaşkay-Eli içindeki İğdirler ve Iğdır adı, bu boyun hâtırasıdır.

 

b) Beğduz/Bügdüz/Böğdüz: “Herkese tevâzu gösterir ve hizmet eder anlamındadır. Dicle Kürtleri ilbeği olup, Hazret-i Peygamber’e elçi giden (622-623 yılları arasında Medîne’ye varan), Bogduz-Aman Hanedanı temsilcisi ve Kürmanç’ın iki ana kolundan Bokhlular/Botanlar, Yenikent-Yabgularından onuncu yüzyıldaki Şahmelik’in Atabegi Kuzulu, Halep Türkmenlerinden Büğdüzler bu boydandır.

 

c) Yıva/Iva: “Derecesi hepsinden üstün” anlamındadır. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşâh (1072-1092) devrinde Suriye ve Filistin’i feth eden Atsız Beğ, 12. yüzyılda Hemedân batısında Cebel bölgesi hâkimleri Berçemeoğulları, Haçlıları Halep çevresinde yenen Yaruk Beg, Güney-Âzerbaycan’daki Kaçarlu-Yıva Oymağı bu boydandır. Ankara’da çok makbul yuva kavunu bu boyun yerleştiği ve adları ile anılan köylerde yetişir.

 

d) Kınık: “Her yerde aziz, muhterem” anlamındadır. Büyük ve Anadolu Selçuklu devletleri, Orta Toroslardaki Üçoklu Türkmenler, Halep-Ankara ve Aydın’daki Kınık Oymakları bu boydandır.

 

Oğuzlar, Oğuz Boyu Bugün; Türkiye, Balkanlar, Azerbaycan, İran, Irak ve Türkmenistan’da yaşayan Türklerin ataları olan büyük bir Türk boyu. Oğuzlara, Türkmenler de denir.

 

Oğuz kelimesinin türeyişiyle ilgili çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. Kelimenin boy, kabile mânâsına gelen “Ok” ve çokluk eki olan “z”nin birleşmesinden “Ok-uz” (oklar, koylar) anlamında olduğu ileri sürüldüğü gibi, oyrat (haşarı, yaramaz) kelimesinin eş anlamlısı olduğunu iddiâ edenler de vardır. Ancak kelime, Anadolu ağızlarında “halim selim, ağırbaşlı” mânâlarına da kullanılmaktadır. Arap kaynaklarında ise “guz” veya “uz” şeklinde geçmektedir.

 

İlk zamanlar Üçok ve Bozok adlarıyla iki ana kola ayrılmış olan Oğuzlar, daha sonraki devirlerde, Dokuz Oğuz, Altı Oğuz, Üç Oğuz adlarında boylara da ayrıldılar. Oğuzlar, yirmi dört boydan meydana gelmişti. Bunlardan on ikisi Bozok, on ikisi Üçok koluna bağlıydı. Tarihçiler, hazırladıkları cetvellerde Oğuz boylarının adlarını, sembollerini ve ongunlarını (armalarını) göstermişlerdir. Buna göre, Bozoklar; Kayı, Bayat, Alka Evli, Kara Evli, Yazır, Dodurga, Döğer, Yaparlu, Afşar, Begdili, Kızık, Kargın; Üçoklar ise; Bayındır, Peçenek, Çavuldur, Çepnî, Salur, Eymur, Ala Yundlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva, Kınık boylarına ayrılmışlardı. Bugün Türkiye’de yirmi dört Oğuz boyuna ait işaret ve yer adlarına çok rastlanmaktadır.

 

Oğuz adına ilk defa Yenisey Kitabelerinde rastlanmaktadır. Barlık Irmağı yöresinde bulunan bu kitabelerde; “Altı Oğuz budunda” sözü yer almaktadır. Öz Yiğen Alp Turan adlı bir beye ait olan bu kitabelerin yazıldığı devirde, Oğuzlar, Göktürkler’in hakimiyeti altında altı boy hâlinde Barlık Irmağı kıyılarında yaşamakta idiler.

 

*** http://www.bilgicik.com/yazi/24-oguz-turk-boyu/